Bursa'da İki Büyük Açılış

Bursa'da İki Büyük Açılış

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, Bursa'da gıda ve hayvancılık sektörlerinin geleceği için büyük öneme sahip iki alanda hizmet verecek tesislerin açılış törenlerine katıldı


İlk olarak Bursa'nın merkez Osmangazi ilçesi Hürriyet Mahallesi'ndeki Gıda ve Yem Kontrol Merkez Araştırma Enstitüsü bünyesindeki "Ulusal Gıda Starter Kültür Gen Bankası"nın açılış törenine katılan Bakan Çelik, burada yaptığı konuşmada ülkemizin biyoçeşitliliğinin korunması noktasında yoğun gayret içerisinde olduklarını, bu doğrultuda Ankara ile İzmir'deki gen bankalarında 3 binin üzerinde bitki türüne ait 121 bin adet örneği muhafaza ettiklerini belirterek "Bursa'da açtığımız bu gen bankasında da Türkiye genelindeki tüm gıdaların mikroorganizmalarını muhafaza edeceğiz. Geleceğe güvenle bakabilmemiz, sofralarımıza güvenle oturabilmemiz açısından gen bankası önemli." dedi.

Bakan Çelik, tesiste, gıda endüstrisinin ihtiyaç duyduğu mayaların yerli kültürden üretileceğini söyledi.

Tarımın son derece önemli ve stratejik bir sektör olduğunu vurgulayan Gıda Tarım ve Hayvancılıka Bakanı Faruk Çelik, "Nüfus artıyor, topraklar azalıyor, ihtiyaçlar artıyor. Dünya insanlığı, küresel ısınma ve iklim değişiklikleriyle karşı karşıya. Bundan dolayı ekmek, gıda, çok önem arz etmeye başladı. Dünyada bir taraftan da açlık ve yoksulluk söz konusu. Gıdaya erişimde bugün 39 ülkede sıkıntı çekiliyor." diye konuştu.

"Türkiye, tarım alanında çok ciddi mesafeler kat etti"

Suya erişimde 80 ülkede zorluklar yaşandığına dikkati çeken Çelik, şöyle devam etti:

"Önümüzdeki dönem gıdaya, suya erişim çerçevesinde dünya, yeni savaşlarla, çatışmalarla karşı karşıya kalacaktır. Bundan dolayı tarımın stratejik önemi, her gün daha da artmakta ve bu çerçevede de ülkeler çeşitli önlemler almaktadır. Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler, kendi ülke topraklarını değerlendirdikleri gibi, kendi ülkeleri dışındaki coğrafyalarda toprak kiralayarak, orada kendi gıda güvenliğini sağlama konusunda büyük çabalar sarf etmektedirler. Bu anlamda Türkiye, tarım alanında çok ciddi mesafeler kat etti. Geldiğimiz noktada, 161 milyar liralık tarımsal hasılamız, 17 milyar dolarlık tarımsal ihracatımız var."

Çelik, tarımda önemli bir noktaya gelinse de bunun yeterli olmadığını dile getirerek, "Geleceğimizin gıda açısından güvende olabilmesi için mutlaka yeni hedefler koymak durumundaydık. Şu anda 2023'e doğru giderken 150 milyar dolarlık tarımsal hasıla, 40 milyar dolarlık tarımsal ihracatı gerçekleştirme hedefiyle kollarımızı sıvamış bulunuyoruz." ifadelerini kullandı.

"300 ova tarımsal sit alanı ilan edilecek"

Dünyanın her yerinde toprak kaybının çok hızlı bir şekilde devam ettiğine değinen Çelik, "Ülkemizde de aynı şekilde, hızlı bir şekilde topraklarımızın tarımdan çıkmaya başladığını gördük. 'Bu tehlike karşısında alınması gereken keskin önlemler olmalıdır' anlayışıyla işe başladık ve şu anda 141 ovayı Türkiye'de tarımsal sit alanı ilan ettik. Bakanlar Kurulu kararı yayımlandı. Buralara bir çivi dahi çakılamayacak. Bu 141 ova ile kalmayacak, ilk etapta 300 ova tarımsal sit alanı ilan edilecek." dedi.

"Toprağı yele, sele vermeyelim"

Çelik, toprağı korumanın yanında niteliğinin de önemli olduğunu, bu sebeple herkese, toprağın niteliği ve fiziki olarak korunmasıyla ilgili görevler düştüğünü belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Onun için biz diyoruz ki toprağı yele, sele vermeyelim, düşmanlara da sesleniyoruz; toprağı ele de vermeyeceğiz Allah'ın izniyle. Topraktan tohuma, tohumdan gübreye, mazota ve ilaç kullanımına, fidana, fideye, hayvancılığa, desteklemelerin nasıl olması gerektiğine, üretilen ürünlerin lisanslı depolarda nasıl depolanması gerektiğine, sulamanın nasıl yapılacağına ve en önemlisi de pazarların bulunması noktasında kendimize A'dan Z'ye bir yol haritası çıkardık ve şimdi topraktan başladık."

Gıda ve Yem Kontrol Merkez Araştırma Enstitüsünde gıdaların araştırıldığını aktaran Çelik, "Gıdaların güvenliği çok önemli. Biz fiziki olarak 6 bin 600 teknik elemanımızla Bursa'da ve Türkiye'de satılan gıdaların denetimini yapıyoruz ama aynı zamanda burada laboratuvarlarda bunlar incelenerek, neyin ne olduğunu, soframıza gelenlerin nasıl ürünler olduğunu da bir güvenceye alma adına bu çalışmalarımızı yoğunlaştırmış bulunuyoruz." diye konuştu.

"Gen kaynaklarımızı korumak için yoğun bir şekilde gayretlerimizi sürdürüyoruz"

Çelik, bakanlık olarak biyoçeşitliliği koruma görevlerinin de bulunduğunu belirterek, şunları kaydetti:

"Ülkemizde 4 bin endemik ve 13 bin toplamda bitki türü var. Bu, son derece önemli. Bu alanda 18 araştırma enstitümüz yoğun bir şekilde çalışmalarını sürdürüyor. Ayrıca gen bankalarımızda gen kaynaklarımızı korumak için de yoğun bir şekilde gayretlerimizi sürdürüyoruz. Ankara ve İzmir'deki gen bankalarımızda 3 binin üzerinde bitki türüne ait 121 bin adet örneği muhafaza ediyoruz. Biz, 6 enstitüde bin 200 türe ait 300 bin 'geofit' dediğimiz yumrulu ve soğanlı süs bitkileri gen kaynağını muhafaza ediyoruz; iki enstitüde serma, embriyo DNA, hücre olmak üzere 5 tür, 30 ırka ait 88 bin gen kaynağını muhafaza ediyoruz. Bunun yanı sıra 25 ilimizde halk elinde korumaya dönük çok ciddi gen kaynaklarını muhafaza ediyoruz."

"Tüm gıdaların mikroorganizmaları muhafaza edilecek"

Su Ürünleri Gen Bankası'nın yakın zamanda Trabzon'da hizmete açılacağı bilgisini veren Çelik, "Bursa'da açtığımız bu gen bankası ise kredi veren bir banka değil. Geleceğe güvenle bakabilmemiz, sofralarımıza güvenle oturabilmemiz açısından bu gen bankası önemli. Ulusal Gıda Starter Kültür Gen Bankası'nı, 'starter kültürler, kontrollü şartlarda gıda üretiminde kullanılan faydalı mikroorganizmalar' diye özetlemek doğru olur. Bu bankada, bu faydalı mikroorganizmaları, Türkiye genelindeki tüm gıdaların mikroorganizmalarını burada muhafaza edeceğiz. Bu kendi kültürümüzden kaynaklı genler, Türkiye'ye bu noktadan hizmet eder olacak." değerlendirmesinde bulundu.

Konuşmanın ardından merkez önünde fidan dikimi gerçekleştirildi. Bakan Çelik, Bursa Valisi İzzettin Küçük ve beraberindekilerle açılış kurdelesini keserek laboratuvarları gezdi, yetkililerden bilgi adlı. Daha sonra Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğü binasına geçen Çelik, burada çalışanlarla birlikte yemek yedi.

TİGEM Embriyo Üretim ve Transfer Merkezi Açılışı

Ulusal Gıda Starter Kültür Gen Bankası"nın açılış töreninin ardından Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü (TİGEM) Karacabey İşletmesi bünyesinde kurulan Embriyo Üretim ve Transfer Merkezi'nin açılış törenine katılan Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, burada yaptığı konuşmada, TİGEM'in Türkiye'nin ihtiyaç duyduğu tohum ve damızlık üretim konularında hizmet verdiğini söyledi.

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, embriyo transferi ve damızlık üretim merkezleri başta olmak üzere Milli Tarım Projesi çerçevesinde hayvancılıkla ilgili atılan adımların amacının ülke olarak yerli hayvan üretimiyle kendi ihtiyacımızı karşılamak olduğunu belirterek "Hangi çeşit hayvana ihtiyaç duyuyorsak embriyo transferiyle hayvan varlığımızı yönlendirmek ve ihtiyaçlarımıza cevap vermesini sağlama imkânını elde etmiş olacağız. TİGEM, hızlı bir şekilde buna öncülük yapıyor. Özel sektör de bu konudaki çalışmalarını TİGEM ile bütünleştirerek, hızlı bir şekilde hayvan varlığı konusundaki açığımızı minimize edecek çalışmaları gerçekleştireceğiz."

TİGEM'in yol göstericiliğinin Türk çiftçisine çok şey kazandıracağını vurgulayan Çelik, "Tohumda şu an hububatta yüzde 80'leri bulan bir karşılama oranımız olmasına rağmen sebzede yüzde 40-50'ler arasında olan karşılama oranını yükseltme adına TİGEM'e verilen bu görev, şu anda aktif olarak icra edilmeye başlanmıştır." diye konuştu.

Türk tarımının, çiftçisinin her alandaki tohum ihtiyacını kendi potansiyeliyle temin etme derdinde olduklarını ifade eden Çelik, bu konudaki ithalata son vermek istediklerini, tohum olmadan toprağın bir anlamının olmadığını dile getirdi.

Çelik, tarımda verimi yüksek tohumlar kullanılması gerektiğine işaret eden Çelik, "Bu, 'yerli tohumlardan vazgeçiyoruz.' demek değildir. Kimse buradan yerli tohumları görmemezlikten geldiğimiz anlamını çıkarmasın." ifadelerini kullandı.

"Hayvancılıkla ilgili ihtiyacımızı yerli imkânlarla karşılayacağız"

Hayvancılıkla ilgili eskiden beri Türkiye'de inişli çıkışı süreçlerin yaşandığını anlatan Çelik, şöyle konuştu:

"Bugün geldiğimiz noktada 400-500 bin hayvan ithal etmek durumundasınız. Çünkü 1 milyon 300 bin ton et tüketimi gerçekleşirken, ürettiğimiz et 1 milyon 150 bin ton. Yani 150 bin ton kırmızı et açığımız var. İthalat burada çıkıyor karşımıza. İşte bunun Türkiye gibi bir ülkede, öteden beri tarım ve hayvancılıkta öncü olan bir ülkede, Türkiye'de hayvan ithalatı olması, aslında hepimizin kabullenemeyeceği bir tablodur. Bundan dolayı embriyo transferi, damızlık üretim merkezleri başta olmak üzere Milli Tarım Projesi çerçevesinde hayvancılıkla ilgili attığımız adımlar, öne çıkardığımız projelerin bir amacı vardır. Onun da hedefi, Türkiye'de hayvan ithalatı değil, yerli hayvan üretimiyle kendi potansiyelimizle, kendi ihtiyacımızı karşılamak. Bunun için sıkı ve yoğun bir çalışma içerisindeyiz."

"TİGEM, embriyo üretiminde de öncü rolünü üstlenecek"

Çelik, "yetiştirici bölge" olan 30 ilde hayvancılık yapacak vatandaşlara önemli teşvikler verdiklerini belirterek, şöyle devam etti:

"Embriyo üretimi ise çok farklı bir şey. Henüz dünyada çok yaygın bir tablo arz etmiyor. Hele ülkemizde belki de bunlar ilk denemeleri, adımlarıdır. Bizim ihtiyaç duyduğumuz ırk hangisiyse bu konuda bir saf kültür ırkı inekten 30 buzağı elde etmek mümkün. 'Embriyo' dediğimiz hadise bu. Dişi - erkek, hangisine ihtiyacınız varsa o çerçevede bu embriyo transferiyle hayvan varlığımızı yönlendirmek ve ihtiyaçlarımıza cevap vermesini sağlama imkânını elde etmiş olacağız. Geç kaldık ama geç kaldık diye beklemenin bir anlamı yok. TİGEM, hızlı bir şekilde buna öncülük yapıyor. Özel sektör de bu konudaki çalışmalarını TİGEM ile bütünleştirerek, hızlı bir şekilde hayvan varlığı konusundaki açığımızı minimize edecek çalışmaları gerçekleştireceğiz."

"Hayvancılıktaki destek politikamızı ağırlıklı olarak buzağılara veriyoruz"

Çiftçiliğin artık atadan kalma, geçim için yapılacak bir meslek olmadığını ifade eden Çelik, bu konuda ölçeğin büyütülerek, tekniğine uygun şekilde hayvancılık ve bitkisel üretimi gerçekleştirmek gerektiğini, böylece istenen verimin elde edilebileceğini aktardı.

Faruk Çelik, şunları kaydetti:

"Türkiye'de 500 bine yakın hayvan ithal ediyorsunuz ama 400 bin buzağıyı da her yıl kaybediyorsunuz. 400 bin buzağıyı kaybetmeseniz hayvan ithalatına gerek yok. Bu kadar basit bir önlem bile yeterli. Bu önlemi üreticilerimiz gerçekleştirecek. Üretici, bütünüyle bu bilince sahip olsa hayvan ithalatına ihtiyaç duyulmayacak bir şekilde bu ölümleri engelleyebiliriz. Ama hayvan sağlığı açısından baktığınız zaman burada 400 bin buzağının ölümünü seyretmek doğru değil. Onun için destek politikamızı değiştirdik, desteklerimizi ağırlıklı olarak buzağıya verdik. 500 ile 750 arasında değişen buzağı desteklerimiz var, ama şartlarımız da var. Buzağı 4 aylık olacak, aşılarını tam yaptıracaksın ve buzağı desteğini alacaksın. Amaç buradaki ölümleri ortadan kaldırmak."

"Türkiye normal bir süreçten geçmiyor"

Bu alanda 150 bin tonluk açığı mutlak surette çiftçilerle birlikte kapatmak durumunda olduklarını ifade eden Çelik, "(Sayın bakanım bildiğin gibi değil, ne zorluklar var, yem pahalı.) Aynen katılıyorum, yem pahalı, KDV'yi kaldırdık ama birkaç ay sonra KDV yerine geldi yine, piyasaya uydurdular. Bunu bilmiyor, görmüyor değiliz. Evet yaşanan olaylar var, Türkiye normal bir süreçten geçmiyor. Bütün teröristlerin üzerimize çökertildiği, bu ülke üzerinde ameliyat ve hesaplar yapanların topyekûn saldırdığı bir süreçten geçiyoruz. Kolay değil ama güçlü bir iktidar olarak bunları sizlere hissettirmemenin gayreti içerisindeyiz." değerlendirmesinde bulundu.

"Buğday ve yem bitkilerini nerede ekerseniz ekin destek verilecek"

Yoğun gündeme rağmen bakanlıklar olarak çalışmalarına devam ettiklerini anlatan Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Sanki hiçbir şey yokmuş gibi, Türkiye'de 16 Nisan gibi önemli bir gün yokmuş gibi bakanlık olarak normal faaliyetlerimiz devam ediyor. Biz bu faaliyetleri 16 Temmuz'da da devam ettirdik. Türkiye'nin gelmiş geçmiş en acımasız, en alçak darbe girişimine karşı Türkiye'de mevcut iktidar, yönetim vatandaşını 'Ne oluyor?' dedirtmeyecek tarzda yoğun bir çalışma ve hedef birliği içerisinde milletimizle beraber yürüdü. Onun için burada hayvancılıkta özellikle girdilerle ilgili yaşadıklarımızı ortadan kaldırmak için Milli Tarım Projesi çerçevesinde 2 ürüne nerede ekerseniz ekin destek verme programını getirdik. Bunlardan bir tanesi buğday diğeri yem bitkileri. Bu ürünleri nerede ekerseniz ekin, biz onlara destek vereceğiz."

Çelik, "Şimdi de meraların hayvancılık yapanlara neredeyse bedelsiz tahsis edilmesiyle ilgili çalışmamızı ve meraların silajlık mısır, yonca ve benzeri yem bitkileri ekilmesi noktasındaki yasal değişikliği de Meclise göndermiş bulunuyoruz. Amacımız, hayvan yetiştirirken girdilerin aşağı düşmesi ve üreticilerimizin mağduriyetinin önlenmesidir." ifadelerini kullandı.

"Bizim derdimiz, hayvan varlığımızı bu topraklardan karşılamaktır"

Et ve Süt Kurumunun bir regülasyon kurumu olduğunu belirten Çelik, "Piyasayı regüle edecek, dengeleyecek bir kurum. Diyorlar ki 'Sayın bakanım etin fiyatını 22,5 liraya indirdin, biz üretici olarak ne yapacağız?' Değerli üretici kardeşim, bu fiyat indirimi seninle ilgili değil. Bu fiyat indirimi, piyasada spekülatif oyunlarla köşe dönmeye çalışanlara karşı kurumun almış olduğu bir tedbirdir." dedi.

Çelik, et fiyatlarının 2-3 gün içerisinde bir anda 27 liraya çıktığını belirterek, şunları dile getirdi:

"Niye biliyor musunuz? Çok net ve açık. '16 Nisan'da referandum var, siyasiler bunlarla uğraşırken ben arada 3-5 lira kilosunda bir vurgun oluşturabilirsem bu benim için iyi bir şeydir.' deyip piyasaya çıkıp hayvancılık yapan kardeşlerimizden İç Anadolu'da, güneyde ve doğuda 10'ar 5'er hayvan toplayıp, az sayıda topladıkları hayvanlara yüksek fiyat verip, kendi ellerinde bulundurdukları 10 bin baş hayvanı yüksek fiyattan kesme ve satma hesabını yapan spekülatörlere hükümet ve bakanlık olarak bizim cevabımız olsun diye '22,5 liraya et veriyoruz.' dedik. Yoksa üreticiyi baltalamak değil. Buradan sesleniyorum; bütün üreticiler ağıl ve ahırlarınızı doldurun. Bizim derdimiz, hayvan varlığımızı bu topraklarda karşılamak ve bu doğrultuda üreticimize destek vermektir."

Bir geçiş döneminde olduklarını hatırlatan Çelik, "Bu geçiş döneminde tatlı kârlara, kısa metrajlı kârlara alışık insanları, unsurları ortadan çıkarmak için bu tür manevralara mutlaka ihtiyaç vardır. Yoksa sizin hayvanınızın kaç liraya mal olduğunu, kilosunun kaça mal olduğunu biz milimetrik olarak hesap ediyoruz. Buna göre de sizin zarar etmeyeceğiniz şekilde piyasa ayarlamalarını yapıyoruz. Bundan herkes müsterih olabilir." diye konuştu.

Uludağ Üniversitesi ve TİGEM arasında Embriyo Transfer Merkezi'ne ilişkin protokolün de imzalandığı törene, TİGEM Genel Müdürü Mehmet Taşan, UÜ Rektörü Prof. Dr. Yusuf Ulcay da katıldı.

Bakan Çelik, törenin ardından beraberindekilerle merkezi gezdi ve ilk embriyo transferini gerçekleştirdi.​

TümüDuyurular

Bakan Çelik'ten yeni uyglama

Bakan Çelik'ten yeni uyglama

15 Aralık 2015, Salı